YAŞLI BİLGE KADIN
Dede Korkut Hikayeleri’nde adı geçen kadınlar , ata binip ok atan, kılıç kuşanan, savaşçı alp tipi kadınlar olup aynı zamanda aileyi bir arada tutan analık yapan öğüt veren sözü dinlenen kadınlardır.
Halil Dilek
Arketipler , evrensel roller karakterizasyonlar ve davranış kalıplarıdır. Carl Gustav Jung , onları “kolektif bilinçdışı” kavramına dahil etmiştir. Evrensel sembollerde , metaforlarda ve hikayelerde karşımıza hep arketipler çıkar. Kolektif bilinçdışı , adeta ruhumuzun “gizli yol haritası” olup göçmen kuşların uzun mesafeler uçarak yön bulmasındaki yeteneklerine benzer roller oynar yaşamlarımızda. Modern zamanlarda yapılan edebi analizlerde , filmlerin psikanalistik okumalarında , halk hikayelerinin ve folklorun tahlil edilip ele alınışında yaygın olarak arketipler kullanılır. Bilge yaşlı kadın karakteri evrensel olarak , farklı pek çok kültürde yer etmiş bir arketiptir. Jung’a göre tüm arketipler hem aydınlık hem de gölge bir taraf içerir. Gölge taraf , doğası gereği bilinmeyen , bilinçdışı ve daha olumsuz unsurları içerir . Bilge Yaşlı Kadın, aynı anda hem ışığın hem de karanlığın niteliklerini bünyesinde barındırır. O nazik, şefkatli ve bilgedir; bununla birlikte gizemli , büyülü ve kehanet doludur. Masallarda , efsanelerde ve mitlerde kahramanımızın tam da yardıma ve rehberliğe en çok ihtiyaç duyduğu anda mucizevi bir şekilde , kutsallıkla örülü bir zamanda ortaya çıkıp onu koruyan yaşlı kadın; aynı zamanda kahramanımızın değerini sınayan kişi olarak da görünür. Geleneklerin ve bilginin koruyucusu , doğanın sesi , bağımsız ve saygı duyulan , eksantrik , sezgisel ve içgüdüseldir. Bilge Kadın arketipinin bazı mitolojik ve dini temsilleri şunlardır: Anadolu’daki Kibele (Antik Yunan karşılığı Sibylla) , Hristiyan mistisizminde Sophia (Tanrısal bilgelik) , Antik Mısır’da Tanrıça İsis , Şamanik geleneklerdeki doğa ile bağlantılı kadın şifacılar , Türk mitolojisindeki Umay Ana , Hristiyanlıktaki Meryem Ana ve Azizeler. Kadın , bolluk bereket sembolü olarak kabartma , heykel , figürin gibi formlardaki eserlerde de yer alır. (Bkz. Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde yer alan kadın temalı eserler.)
Evrensel denebilecek bu figüre Çin ve Hindistan'dan Batı Uygarlıklarına , Latin Amerika Ülkelerinden Avrupa'nın hemen her yerine ;bizim de içinde yer aldığımız Yakın Doğu ve Ortadoğu kültürlerine kadar rastlamak mümkündür. Kadim insanlığın bilinmeyen bir döneminden itibaren arketipleşen yaşlı bilge kadınlar bazen kör gözleri yumulu halde tasvir edilirler. Bu özellikle , hikaye mit ve masallarda muhataplara (onunla karşılaşan kahramana ve günümüz insanı olarak biz okurlara dinleyicilere) şu mesaj verilir adeta: “ dünyanın zahiri bilgilerine, gelip geçici hay huyuna gözlerimi kapadım. Bende deruni bilgiler ve sırlar mevcut.” Baba Vanga adıyla ünlenen Bulgar kahin ve mistik Vangelia Pandeva Dimitrova, bu durumun gerçek hayatta da yaşamış gerçekten gözleri kör olan bir örneğidir. Anadolu’da çeşitli yörelerde bilici yaşlı kadınlara da rastlanır. Bu kadınlar söz gelimi çevrelerindeki kadınların çocukları için gözlerini kapatıp konsantre olarak bir çeşit kader tahmini yaparlar. Aktarılan bir örnekte , Hacı Teyze diye hitap edilen yaşlı kadın , evine sıklıkla gelip giden üç çocuklu kadının çocukları için gözlerini yumduğunda ; büyük çocukta gözleri kapalı haldeyken yüzüne yayılan hafif tebessümle derinden gelen ulvi bir ses tonuyla “ooohhhh , güzel güzel iyi” diye mırıldanmış ortanca çocuk için de aynı ritüeli tekrarlayıp aynı tepkiyi vermiş , üçüncü çocuk için gözlerini yumduğunda yüzü kararıp kaşları çatılı halde “offfff” demiştir. Çocukların annesi olan kadının ısrarlı sorularına cevap vermeyip “git başımdan, soru sorma bana , git işte git! Cevap vermiyorum!” diyerek tepki göstermiştir. Burada yaşlı kadının tahminleri gerçekten tutmuş ve ilk iki evladın talihleri iyi giderken üçüncü çocuk birkaç yıl sonra kansere yakalanıp vefat etmiştir. – hemen belirtmek gerekir ki , anlatıların içindeki bu doğaüstü fenomenlerin yaşamda gerçekliğe tekabül edip etmemesinden bağımsız olarak bu türden fenomenlerin varlığı kültürel açıdan önem taşımaktadır.- Gözlerin kapanması ile sanki zamandan çıkış gerçekleşiyor da her şeyin bilgisinin olduğu o zamansız anlara, o ilk an’a dönüş gerçekleşiyor geçici olarak. Gözler kapatılarak yapılan içsel ve mistik bir yolculuk. Zaten dikkat edilirse masallarda , destanlarda , mitlerde de körlük ve bilgeliği bir arada görebiliriz . Bu bazen bir anda geliveren bilgelik olabildiği gibi zaman içerisinde de kazanılabilir .
1993 Tarihli “Berlin in Berlin” filminde , Türk ailenin inşaat ustası büyük oğlu Mehmet’in , öğlen aralarında kendisine sefer tasıyla yemek getiren karısı Dilber’e Alman Mühendis Thomas ilgi duymaya başlar. Thomas , Dilber’in fotoğraflarını çekip bunları şantiyedeki odasının duvarlarına asar. Mehmet bir gün odadaki bu fotoğrafları görünce Dilberle kavga etmeye başlar ve bu esnada Thomas araya girmek ister. Thomas ile Mehmet arasındaki itişme sonucunda Mehmet , kafasına inşaat çivisi saplanarak ölür. Thomas bir süre sonra vicdan azabından dolayı özür dilemek için ailenin kapısını çalıp olayı anlattığında; o ana kadar olayı iş kazası olarak bilen büyük kardeş Mürtüz , silahı kapıp Thomas’ı öldürmek ister. Onu durduran, töreye vurgu yapan , ailenin büyükannesi olur. Türk Töresine göre aman dileyene misafire el kalkmaz ayrıca Türk Töresine göre eve sığınan misafir her halükarda korunup kollanır. Aliye Rona'nın canlandırdığı , Almancı Aile’nin görmüş geçirmiş saygıdeğer büyükannesi geleneği temsil eder. Büyükanne, bazen de “hissi kablel vuku” da denilen içe doğma , ayan olma hallerini yaşar kimi sahnelerde. Aliye Rona karizmatik görünüşüyle , bilge yapısıyla Jung’un kadın arketiplerindeki aydınlık ve gölge yönleri gayet iyi temsil ettiği için sinema ve tiyatroda bilge yaşlı kadını da kötü kadın karakterini de en çok canlandıran oyunculardan birisi olmuştur. Hatta onun için “doğuştan kaynana” yorumu bile yapılmıştır. O adeta insanlığı besleyen , bilgisiyle şefkatiyle onları iyileştiren bağrına basan “Toprak Ana” dır , ama aynı zamanda cadı kazanının başında kötülükler tasarlayan cadıdır. Filmdeki diğer kadın karakter Hülya Avşar’ın canlandırdığı Dilber’de ise ilkel ve kaba zevklerin tatminini , şehvetin pespayeliğini, cilveli baştan çıkarıcı fettan ve sadakatsiz kadın güzelliğini görmekteyiz. Aileyi bir arada tutma , kan dökülmesini engelleme, töredeki misafiri koruma ilkesini hatırlatma gibi tüm iyi hasletler büyükanne karakterinde toplanırken; -belki de kontrast artsın ve psikolojik alt metinler daha iyi okunsun diye- kocasına sadakatsizlik, yabancı erkekleri baştan çıkarma , kan dökülmesine neden olma , en sonunda da kocasının ölümünden mesul yabancıyla el ele tutuşup gitme gibi kötülükler Dilber’de toplanmıştır. Dinlerde , bazı felsefi akımlarda ,çeşitli zevk teorilerinde çok kez kaba şehvetin ve cinselliğin doğrudanlığının kötülenişini görürüz. Buna karşılık sanat tarihi , her türden sanat dalı ve sözlü edebiyattaki cinsel hazzın estetize ve idealize edilmiş hallerine yapılan vurgularla ve övgülerle doludur. Tarkan film serisinin bir bölümündeki sahnede kahramanımız Tarkan , ormanda karşısına çıkıp kendisini gösteren çıplak , alımlı genç kadının ardından ilkel hazların coşkusuna kapılarak hızla giderken onu durduran , gözleri kör yaşlı bilge kadınla karşılaşırız. Bilge kadın Tarkan’ı durdurup o kadının peşinden giderse uğrayacağı kötü akıbeti bildirir. Destan ve efsanelerden aşina olduğumuz o çok bilindik uyarı sözcükleri pek çok yerde hemen hemen aynıdır veya benzerdir:“ Dur evlat! O afetin ardından giden hiçbir yiğit geri dönemedi” , “ onun peşinden giden nice koç yiğitler, nice cengaver yiğitler pare pare oldu” vs.
Ezel Akay’ın “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” filminde , Ayşen Gruda’nın canlandırdığı “Kam Ana” karakteri de bilge kadının başka bir örneğidir. Dede Korkut Hikayeleri’nde adı geçen kadınlar , ata binip ok atan, kılıç kuşanan, savaşçı alp tipi kadınlar olup aynı zamanda aileyi bir arada tutan analık yapan öğüt veren sözü dinlenen kadınlardır. Maiyetlerinde kırk ince belli kız olup , kendilerine ait kızıl çadırlarda kalırlardı. İbn-i Battuta , seyahatnamesinde her hatunun kendine mahsus şaşaalı arabalarda , kalabalık hizmetkarlarla seyahat ettiğini; ülkeye gelen elçi ve seyyahlarla ilgilenip onları kabul ettiğini anlatır. Bu hatunların gelenlerle ciddi meseleler konuşan , fikir alınan yüksek yaradılışlı , kerem ve ahlak bakımından benzerini göremediği bir üstünlüğe sahip kadınlar olduğunu söyler. Salur Kazan avdayken boyu yağmalanır, çocuğu , eşi , annesi , kırk ince belli kızı , hazinesi , eşyaları alınıp götürülür. Salur Kazan, yağmacı kafir Şökli Melik’e gidip şöyle seslenir: Be hey Şökli Melik! / Gölgeliği altın çadırımı götürmüşsün, / Sana gölge olsun. / Ağır hazinemi, altın akçemi götürmüşsün , / Sana harçlık olsun. / İnce belli kırk kız ile Burla Hatun'u götürmüşsün , / Sana tutsak olsun. / Kırk yiğit ile oğlum Uruz’u götürmüşsün , / Kulun olsun. / Tavla tavla şahbaz atlarımı götürmüşsün , / Sana binit olsun. / Katar katar develerimi götürmüşsün , / Sana yüklet olsun. / Yaşlı anamı götürmüşsün be hey kafir! / Anamı ver bana. / Savaşmadan vuruşmadan bırakıp döneyim , belli bil.
Hem hayatın kaynağı ve şehevi bir nesne hem de ölüm sunan karanlık bir mağara ; bütün kötülüklerin kaynağı şeytani bir güç , bütün iyiliklerin kaynağı sevgi dolu bir varlık olarak birbirinin zıttı değerlerle betimlenegelen kadının ululuk zamanlarına dair yaşlı bilge rolünü gündelik hayatın içinde ve arkeolojik eserlerle diğer sanat eserlerinde gözlemliyoruz. Mitik tasarımların sözlü folklorik yaratılara dönüşmüş formlarında da bunu sıklıkla tespit edebiliyoruz. İnsana dair her durum zaten bir şekilde dışa vurulmuştur. Bu yazıda “Yaşlı bilge kadın” özelinde bazı sanat eserlerinde yer alan imgeler ve sembollere vurgu yapıldı. Bunu , insanın duygu , düşünce ve karakterinde zamanla kökleşip arketipe dönüşmüş birçok unsura da uygulayabiliriz. Artık yeni bir bakış açısı edinmenin , gözümüze başka bir gözlük takmanın vakti geldi. Hayatın kaynağı , hayatın sonsuz anlamları , insan ve sembolleri bizleri bekliyor.






Benzer Haberler
YAŞLI BİLGE KADIN
Gençler Denizli’yi keşfe çıkıyor
Başkan Orpak Kermese Katıldı
Nikferli Prof. Dr. Hasan Bacanlı köyünde anıldı
Hatipoğlu ailesi tarafından verilen “Hatice-Hüseyin Hatipoğlu Başarı Ödülleri” 40. defa sahiplerine verildi.
Hatice-Hüseyin Hatipoğlu Başarı Ödülü sahipleri belli oldu
ÇYDD üyeleri “Koca Mektep’e” ziyaret etti