VAFTİZCİ YAHYA (JOHN THE BAPTİST)
Kral Herod yıldızbilimcilerinin söylediklerini duyunca korktu ve O’nu öldürmek istedi. Rab’bin Yusuf'a bildirmesiyle Meryem çocuğunu alarak Mısır’a kaçtı.
Halil Dilek
Luka İncili’nde bahsedildiğine göre “Zekeriya” adında Yahuda Kabilesinden Levililer’e mensup yaşlı bir kohen ve yine aynı kabileden, Harun soyundan “Elizabeth” adında kendisi gibi yaşlı eşi, Yahudiye Kralı Büyük Herod döneminde yaşamışlar. Elizabeth kısır olduğundan çocukları olmamış. Bir gün Zekeriya, Tanrı’nın buhurunu yakmak için Mabed’e girdiğinde ona bir melek görünerek duasının Rab tarafından kabul edildiğini “Yahya” adını koyacakları bir oğlu olacağını müjdelemiş. Bu oğul hiç şarap ve içki içmeyecek, daha annesi Elizabeth’in karnındayken Kutsal Ruh’la dolacak ve İsrailoğulları’ndan birçoğunu Tanrıları Rab’be döndürecektir. Zekeriya bu sözlere şaşırmıştı, çünkü Rab’bin yüz yaşına ulaşmış İbrahim’e karısı Sara kısır olduğu halde İshak’ı verdiğini hatırlayamadı.
Bu günlerde Elizabeth gerçekten de hamile kaldı. Onun hamileliğinin altıncı ayında Melek Cebrail, Celile’de Nasıra adlı kasabadaki Yusuf isimli adamla nişanlı bakireye(Meryem) göründü. Burada Melek, Meryem’e seslendi: “Müjde Ey Meryem çünkü sen Tanrı tarafından inayetle lütuflandın. Sen çocuk sahibi olacaksın ve İsa olarak anılacak bir erkek çocuk doğuracaksın. O büyük biri olacak ve En Yücenin oğlu olarak isimlendirilecek.” Ve Meryem meleğe dedi: “ben bir erkek tanımadığım halde bu bana nasıl olacak?” Ve melek ona dedi: “Kutsal Ruh senin üzerine inecek ve En Yücenin gücü üstünlüğü seni gölgeleyecek. Çünkü senin doğuracağın çocuk kutsaldır ve Tanrı’nın Oğlu olarak anılacak. Ve senin akraban Elizabeth de ileri yaşında bir çocuk bekliyor. Ve o şimdi onunla altı aylıktır ki onu kısır olarak anarlardı. Çünkü Tanrı ile birlikte imkansız diye bir şey yoktur.” Meryem mucizenin şaşkınlığı içerisindeydi; Yaşlı kısır kadının ve kendisinin hamile oluşu.
O günlerde Meryem aceleyle dağlık bölgedeki Yahuda’nın bir kasabasına Zekeriya’nın evine gitti, sevinç içinde Elizabeth’i selamlayarak ona: “Kadınlar arasında kutsanmış bulunuyorsun, rahminin ürünü de kutsanmıştır!” dedi. Daha sonra mübarek ve takvalı bakire gerçek mor bir kumruyu kucakladı ve Kelam, Yahya’yı annesinin karnında iken vaftiz etti. Yahya doğduğunda onu sekiz gün sonra sünnet ettiler. Ona Zekeriya adını vermek istedilerse de, meleğin bildirdiğine uygun olarak Yahya adını koydular.
İsa Mesih’in Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde doğduğunda bazı yıldızbilimciler doğudan gelerek şöyle dediler: “Yahudiler’in Kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda O’nun yıldızını gördük ve O’na tapınmaya geldik.” Kral Herod yıldızbilimcilerinin söylediklerini duyunca korktu ve O’nu öldürmek istedi. Rab’bin Yusuf'a bildirmesiyle Meryem çocuğunu alarak Mısır’a kaçtı. Herod’un Bethlehem’deki çocukları öldürmeye başlaması üzerine Elizabeth, oğlu Yahya’nın da öldürüleceğinden korkup onu alarak Mabed’e Zekeriya’nın yanına gitti. Ve ona hep birlikte başka bir yere kaçmaları gerektiğini söyledi. Zekeriya Mabed’deki görevini bırakmak istemedi. Zekeriya ona: “Kalk ve Ayn-ı Kerim çölüne git, Rab’bin izniyle çocuğunu koruyabileceksin, eğer onu ararlarsa onun yerine benim kanımı dökecekler” dedi. Zekeriya çocuğunu alıp öptü onu kutsadı. O esnada Cebrail gökten inip Cennetten getirdiği deve yünü elbise ve deri kemeri çocuğa giydirmesini söyledi. Herod’un askerleri Mabed’e geldiğinde çocuk bulamayınca Zekeriya’yı öldürdüler.
Kutsanmış Yahya, çölde annesiyle yaşamayı sürdürdü. Ve Tanrı onun için uygun yiyecek olarak çekirge ve yaban balı hazırladı. Beş sene sonra mübarek ve muttaki Elizabeth dünyadan ayrıldı ve Aziz Yahya orada oturdu ve ona ağlamaya başladı. Çünkü onu nasıl kefenleyeceğini ve gömeceğini bilmiyordu; çünkü onun ölüm gününde o henüz yedi sene ve altı aylık idi. Ve Herod, Azize Elizabeth ile aynı gün öldü.
Gözleri ile göğü ve yeri gören İsa Mesih, akrabası Yahya’nın annesinin yanında oturarak ağladığını gördü. Aynı şekilde İsa’da uzun süre ağladı. Annesi sorunca dedi ki: “Akraban yaşlı Elizabeth sevimli Yahya’yı yetim bıraktı. Şimdi o, dağda yatan annesinin cesedi üzerinde ağlıyor.” Genç kadın da ağlamaya başladı. Ve İsa ona dedi: “Ağlama benim bakire anneciğim, bu saatte onları göreceksin.” Ve o annesi ile konuşurken aydınlık bir bulut aşağıya indi ve aralarına çöktü Ve İsa dedi: Salome’yi çağır beraberimize alalım. Ve buluta bindiler ve onunla azize Elizabeth’in cesedinin bulunduğu, Aziz Yahya’nın oturduğu Ayn Karim çölüne doğru uçtular. Oraya vardıklarında Meryem ve Salome cesedi yıkadılar. Ve onlar kendi ve oğlu için su aldıkları kaynakta Azize Elizabeth’in cesedini yıkadılar. Sonra Kutsal Bakire Mar Meryem Kutsanmışa(Yahya’ya) sarıldı, ağladı ve işlediği suçlar nedeniyle Herod’u lanetledi. O sırada gökten Mikail ve Cebrail indi ve mezar kazdılar. Kurtarıcı onlara dedi: “Gidin ve Zekeriya’nın ve Simeon’un (Şimon) ruhunu getirin. Ceset gömülürken ilahi söylesinler.” Ve Mikail Zekeriya ve Simeon’un ruhlarını getirdi. Onlar da Elizabeth’in cesedini kefenlediler, uzun süre ilahi okudular.
Yahuda’nın yeni yöneticisi Herod Antipas, kardeşinin karısıyla yaşamaya başladı, gayrı meşru iğrençlikler yapıyordu. Melek Cebrail Yahya’ya çölde şöyle demeyi öğretti: “Ey Kral! Sen, kardeşin hala hayatta iken onun karısı ile yaşama hakkına sahip değilsin.” Ve o, meleğin ona öğrettiği gibi çölde ağlayarak bunu tekrarladı. Ve Hirodiya bir lamba yakarak yatak odasına birisinin zorla girmiş olabileceğinden şüpheleniyor, fakat kimseyi bulamıyordu. Ve sadece sesi işitiyordu.
Ve Hirodiya Herod’a dedi ki: “Kalk ve Ain Karem çölüne Yahya’yı öldürmeleri emriyle bir müfreze gönder, çünkü işittiğimiz ses onundur.” Ama Tanrı, genç adamla birlikteydi ve onu onların elinden teslim aldı. Ve ses onları rahatsız etmeyi kesmedi.
Günahkar Hirodiya dedi ki: “Bu Yahya, ıssızda ve çölde başıboş dolaşan, normal insanların elbiselerini giymeye uygun olmayan ve deve yününden giysisi olan bir adam olarak, hükümranlığının onun yaşadığı bölgelere de egemen olan bir kralı nasıl olur da ayarlayabilir?” Sonra da Kral’a: “Neyi yapmak hoşuna gidiyorsa onu açıkça yap. Yahya’nın dışında bir başkasının bu bölgede seni bu konuda kınayacağına da inanma. Fırsatlar kendilerini sunduklarında da ondan kurtulalım.” Bu yolla fahişe Herod’u günahlarına ortak olmaya, kardeşini öldürerek kendisi ile açık bir şekilde evlenmeye ikna etti.
Ve Yahya otuz yaşına gelinceye kadar çölde her gün Herod’u kınamayı terk etmedi. Herod Antipas Celile’de ülkenin dörtte birini yönetirken (tetrark) ve Hanna ile Kayafas’ın başrahip olduğu dönemde Zekeriya oğlu Yahya’ya çölde Tanrı’nın sözü geldi.
1-2 O günlerde Vaftizci Yahya Yahudiye Çölü'nde ortaya çıktı. Şu çağrıyı yapıyordu: “Tövbe edin! Göklerin egemenliği yaklaşmıştır.” 3 Nitekim Peygamber Yeşaya aracılığıyla sözü edilen kişi Yahya'dır. Yeşaya şöyle demişti: “Çölde haykıran, ‘Rab'bin yolunu hazırlayın, Geçeceği patikaları düzleyin’ diye sesleniyor.” 4 Yahya'nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Yediği, çekirge ve yaban balıydı. 5-6 Yeruşalim, bütün Yahudiye ve Şeria yöresinin halkı ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu. 7 Ne var ki, birçok Ferisi’yle Saduki’nin vaftiz olmak için kendisine geldiğini gören Yahya onlara şöyle seslendi: “Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı? 8 Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin. 9 Kendi kendinize, ‘Biz İbrahim’in soyundanız’ diye düşünmeyin. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim’e şu taşlardan da çocuk yaratabilir. 10 Balta ağaçların köküne dayanmış bile. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. 11 Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek. 12 Yabası elindedir. Harman yerini temizleyecek, buğdayını toplayıp ambara yığacak, samanı ise sönmeyen ateşte yakacak.”
İsa Vaftiz Oluyor
13 Bu sırada İsa, Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den Şeria Irmağı’na(Ürdün Nehri), Yahya’nın yanına geldi. 14 Ne var ki Yahya, “Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken sen mi bana geliyorsun?” diyerek O’na engel olmak istedi. 15 İsa ona şu karşılığı verdi: “Şimdilik buna razı ol! Çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz gerekir.” O zaman Yahya O’nun dediğine razı oldu. 16 İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. O anda gökler açıldı ve İsa, Tanrı’nın Ruhu’nun güvercin gibi inip üzerine konduğunu gördü. 17 Göklerden gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnutum” dedi.(Matta 3:1-17)
Bu sırada Herod Antipas kardeşi Filippus’a kurduğu entrikalarla onu Sezar’a şikayet etti; Sezar’ın emriyle kardeşinin bölgesine, evine ve mallarına el koydu. Filipus’un karısı Hirodiya kocasını terk ederek Herod Antipas’ın yanına geçti, ardından kızı Salome de onunla gitti. Ve günahkar Kral her gün onların her ikisi ile birlikte fuhuş yaparak yaşadı. Bunun bilgisi Vaftizci Yahya’ya ulaştı, çünkü o herkes tarafından peygamber olarak biliniyordu. Ve herkes onu övüyordu. Şöyle diyerek insanları eğitiyordu: “Günahlara karşılık olacak meyveler ürünler çıkarın. Çünkü iyi ürün vermeyen her ağaç balta ile kesilip ateşe verilir.” Yahya Filippus’a yapılanlara karşılık Herod Antipas’a mesaj gönderdi: “Zekeriya oğlu Vaftizci Yahya sana diyor ki; Ey Herod kardeşin hala hayatta iken onun karısı ile evlenmeye hakkın yoktur.” Herod çok korktu ve aklı karışarak Hirodiya’ya ne yapacaklarını sordu. Kötü kadın ona dedi ki: “Ey kralım sen çok yaşa! Deve yününden giyinen Yahya kimdir ki senin gibi kudretli bir hükümdara karşı duruyor ve azarlıyor? O kesinlikle birisinin onun dilini çıkarmasını ve kesmesini hak ediyor.” Herod, Peygamberin kınamasından endişe içindeyken Hirodiya’nın telkinleriyle Vaftizci Yahya’yı yakalatıp hapse attı.
Hirodiya Yahya’yı hapisten huzuruna getirtip, “Ey beni kralımdan ayırmayı isteyen namuslu adam, benimle derdin nedir? Ben Babanın Tanrısı için senden bana bunu tekrar yapmamanı rica ediyorum” diyerek onu özgür bırakıp çeşitli ödüller teklif etti. Fakat Vaftizci Yahya kınamasını sürdürdü. Öfkeye kapılan kötü kadın ona dedi: “Sen kesinlikle benim ellerimde öleceksin ve senin saçlarını Herod’la birlikte başımı koyduğum yastığa dolduracağım, başını da kral ile yaşadıklarımızdan sonra yıkandığım yere gömdüreceğim.” Yahya ona dedi: “Rabb sana beni öldürmeye izin verecek fakat benim başımı göremeyeceksin. O benden sonra kalacak ve senin günahını ilan edecek ve bütün dünyada seni utandıracak. Benim haksız katlimle vay başına gelenlere, çünkü senin sonun kendi ellerindedir.”
Hirodiya, Herod Antipas’ı Yahya’yı öldürmeye teşvik etti fakat Antipas; onu bu şekilde öldürürse halkın ayaklanmasından korktuğunu söyleyip başka bir yol bulmasını istedi. Bunun üzerine Hirodiya ona, doğum gününe denk gelen yemekli bir eğlence düzenlemesini, herkesin sarhoş olduğu bir anda kızı Salome’yi göndereceğini, Salome’nin dans edeceğini dansın bitiminde ona “dile benden ne dilersen” diye sormasını, onun da kendisinden Yahya’nın başını isteyeceğini söyledi. Fahişenin planı bu şekildeydi ve kızının akılları baştan alacak dansının sonunda Herod Antipas Yahya’nın başını kestirecekti.
Vaftizci Yahya’nın Başının Kesilerek Şehit Edilmesi
O günlerde Herod Antipas bir akşam yemeği düzenledi. Bu yemekte imparatorluk elçileri ve ileri gelenler de bulundu. Hepsi sarhoş olmaya başlayınca içeri Salome girdi. Üzerinde altın gümüş teller, değerli mücevherler ve parfüm vardı. Baştan çıkarıcı dansını sergiledi. – bu dansın, “Yedi Tül Dansı” denilen bir çeşit striptiz olduğu rivayet edilmiştir. Çeşitli sanat ve edebiyat eserlerinde Yedi tül dansına yer verilmiştir. Örneğin Oscar Wilde’ın Salome adlı oyunundaki dans bu türdendir. Richard Strauss’un, Wilde’ın bu oyunundan esinlenerek yazıp bestelediği Salome operasında da “Dance of the Seven Veils”(yedi tül dansı) vardır. Eser sergilendiği dönemde kimi otoritelerce ahlaksızlık, sapkınlık ve kutsallara saygısızlık olarak nitelendirilmiş ve zaman zaman sansür ve yasaklamalara uğramıştır. Burcu Güneş’in “Tılsım” adlı, sözleri Aysel Gürel’e (bu arada Aysel Gürel, aşkı cinselliği ve dünyevi zevkleri bastırmayan, geleneksel ahlak yargılarına meydan okuyan ikonik bir kadındı ki yazdığı şarkı sözlerine de bu durum yansırdı) ait olan şarkısı; “Rakkase yedi tülünü açar / Bir anda yanar tutuşur çöller...” sözleriyle başlar, “...Coşar oynar kanında şaraptır yar / Onu arzular vurur konuşur ziller / Bir buhur tenini yakar / Saçından yıldızlar kayar aman... ” Şarkı sözlerinin tamamına baktığımızda ve klipteki Burcu Güneş ile dansçıların performanslarını izlediğimizde Salome figüründen esinlenildiğini düşünebiliriz.- Üvey babası Herod Antipas ve konukları mest oldular. Herod kendinden geçerek ona dedi: “Dile benden ne dilersen, İmparator Tiberyus Sezar hayatı üzerine yemin ederim ki bütün varlığımın ve krallığımın yarısı olsa bile onu sana vereceğim.” O annesinin kendisine öğrettiği üzere dedi: “Vaftizci Yahya’nın başının bir tepside burada olmasını diliyorum.” Kral, İmparatorun hayatı üzerine edilmiş bir yemini bozamayacağı gerekçesiyle davetlilerin huzurunda çok üzgün görünmeye çalıştı. Zindana celladı gönderip Yahya’nın başını kesip tepsi üzerinde getirmesini buyurdu. Kralın adamları kafasını kesmeden önce Yahya öğrencilerine kehanette bulunarak bu saatte olanların İsa’nın ihanete uğradığı gecedeki gibi olacağını, İsa’nın çarmıha gerileceğini, Kralın birçok belaya uğrayacağını ve İsrail Halkının onun yüzünden dağılacağını söyledi. Cellat kesik başı Herod Antipas’a getirdi. Antipas onu kıza kız da annesine iletti.
Kutsanmış Vaftizci Yahya’nın kesik başı Hirodiya’ya getirilmeden önce Kutsal Yahya’nın gözleri açık, kulakları da o anda işitiyordu. Fahişe kesik başın önünde öfke ile şunları söyledi: “Ey melun! Kralının yüzüne bakmaktan utanmayan ve cevap veren gözlerini bulunduğu yerden çıkaracağım ve tepsiye koyacağım. Krala kardeşinin karısı Hirodiya ile evlenmen hukuksuz bir davranıştır diyen dilini keseceğim. Başındaki saçlarına ve sakallarına gelince onları yolacağım ve karyolamın ayaklarına yerleştireceğim.”
O, söylediklerini gerçekleştirmek istediği sırada Kutsanmış Vaftizci Yahya’nın başı tepsiden yükselen saçlarıyla kilitlerinden kurtuldu ve önceden kral ve üst düzey yöneticilerin bulunduğu eğlence odasının ortasına uçtu. Bu birkaç dakikada evin tavanı açılmıştı ve Yahya’nın başı havaya uçmuştu. Hirodiya’ya gelince onun gözleri yerinden fırladı ve yere düştü. Odasının tavanı da üzerine yıkıldı. Ve yer ağzını açtı ve onu yuttu. Ve canlı olarak cehennemin derinliklerine gitti. Kızı ise delirdi ve akşam ziyafetindeki kap kacağı parçaladı. Bu delirmiş haliyle bir buz göletine gitti ve onun üzerinde dans etti. Ve Tanrı’nın emriyle üzerinde dans ettiği buz kırıldı ve boğazına kadar buza battı. Askerler çaresizce onu dışarı çıkarmaya çabaladılar. Çünkü Tanrı onun kurtulmasını istemiyordu. Sonra onun kafasını Vaftizci Yahya’nın kafasını kesmekte kullandıkları aynı kılıçla kestiler. Sonra bir balık onu ölmüş halde göletin dışına attı.
Herod Antipas misafirleriyleyken yardımcıları gelip ona bu büyük mucizeleri anlattılar. O hemen zindana gidip mübareğin bedenini öğrencilerine verdi. Onlar da cesedi alıp Sebaste (Filistin’de) yakınında Peygamber Elyesa’nın bedeninin yakınına gömdüler. Yahya’nın başı ise; Kudüs’ün üzerinde uçtu ve üç yıl şehirde şöyle diyerek ağladı: “Ey Herod! Kardeşin hayatta iken karısı ile evlenmek senin hukuksuzluğundur.” Üç yıl ağladıktan sonra o, dünyanın her tarafına Herod’un bu korkunç suçunu haykırarak, ilan ederek ve şu kelimeleri tekrar ederek gitti: “Ey Herod! Hala hayatta iken kardeşinin karısı ile evlenmek senin hukuksuzluğundur.”
Yahya’nın başı kesildikten 15 yıl sonra ilan etme işine son verdi ve Humus kasabasına (günümüz Suriye’si) döndü. Buradaki güvenilir bir kişi onu aldı ve büyük bir törenle gömdü. Yahya’nın kafatası daha sonra İstanbul’a nakledilmiş ve bugün Topkapı Sarayı’nda kafatasının ve kol kemiğinin parçaları sergilenmektedir. Geçmişteki bir pagan tapınağından kiliseye, ondan da camiye çevrilen Şam’daki Emevi Camii’nde Hz. Yahya Türbesi bulunmaktadır. Kesilmiş başın burada gömülü olduğuna inanılmaktadır. Barok dönemi ressamlarından Caravaggio’nun “Salome with the Head of John the Baptist”(Salome, Vaftizci Yahya’nın başıyla birlikte) adlı ünlü tablosu başta olmak üzere çok sayıda ressam tablolarına bu hikayeden kesitler aktarmışlardır.






Benzer Haberler
Kutsal Hain
MOR ODADA DOĞANLAR (PORFİROGENNETOS)
VAFTİZCİ YAHYA (JOHN THE BAPTİST)
İNİSİYASYON
YAŞLI BİLGE KADIN
Gençler Denizli’yi keşfe çıkıyor
Başkan Orpak Kermese Katıldı
Nikferli Prof. Dr. Hasan Bacanlı köyünde anıldı