MUTLULUĞU ARAMAK
Mutluluğu arama hakkı ifadesi , bugünden bile baktığımızda epey ilginç , kulağa hoş gelen ve ayrıca da zamanın ilerisinde pek özgürlükçü bir anlam ihtiva ediyor.
Halil Dilek
Tarih öncesi dönemlerden günümüze felsefenin , çeşitli düşünce ekollerinin , inançların ve ilahi öğretilerin salık verip üzerinde durdukları konulardan biri olan mutluluk , toplumların , devletlerin ve bireylerin en temel amaçlarından biri olması nedeniyle her zaman gündemde olmuştur. Mutluluk genel anlamda bireyin iyi olma hali olarak tanımlanabilir; Yaşam kalitesi , bireysel ve sosyal refah , öznel iyi hissediş , hayattan tatmin olma gibi kavramları kapsar. Ahmet Cevizci’nin felsefe sözlüğündeki tanımı ise şöyledir: “İnsan eylemlerinin ve çabalarının nihai ve en yüksek amacı olan hal , yaşamdaki en yüksek değer ya da hedefe ulaşma durumu , acının yokluğu ya da haz hali.” İnsanın içine doğduğu çevre , genleri , almış olduğu eğitimle birlikte; ait olduğu sosyoekonomik yapı , ülkesinin demografik yapısı, hayatı yorumlayış tarzı gibi faktörler mutluluk algısını biçimlendirmektedir. Thomas Jefferson tarafından 1776'da kaleme alınan , Amerika Birleşik Devletleri'nin ünlü Bağımsızlık Bildirgesi'nde yer alan bir maddede bu şöyle ifade edilmiştir: “Biz bu gerçeklerin apaçık olduğunu kabul ediyoruz: Bütün insanlar eşit yaratılmıştır , Yaratıcıları tarafından kendilerine devredilemez bazı haklar bahşedilmiştir ve bunlar arasında yaşam , özgürlük ve mutluluğu arama hakkı bulunmaktadır.” Mutluluğu arama hakkı ifadesi , bugünden bile baktığımızda epey ilginç , kulağa hoş gelen ve ayrıca da zamanın ilerisinde pek özgürlükçü bir anlam ihtiva ediyor. Thomas Jefferson , beşli komiteyle birlikte bu bildiriyi yazıp Amerika’nın kurucu babaları da bildirinin yer aldığı belgeyi imzalamışlardır. Jefferson bilhassa ilgili cümleyi yazarken Thomas Hobbes , David Hume , Adam Smith ve özellikle de John Locke’dan etkilenmiştir. Bu büyük filozofların fikirlerinin oluşumunda ve mutlulukla alakalı görüşlerinde etkilendikleri en önemli isim ise Antik Yunan Filozofu Epikür olmuştur. Onu ise , takipçiliğini yaptığı bir diğer büyük isim Aristippos’tan ayrı ele almamalıyız.
Antik Yunan’daki hazcılığın iki önemli savunucusu , radikal hazcılığın temsilcisi Aristippos ile dinginlik ve huzur peşindeki daha rafine hazcılığın temsilcisi Epikür’ün görüşlerini mukayese ederek , mutluluk arayışlarındaki farklı perspektiflere bir miktar ışık tutabiliriz. Kyrene’li Aristippos mutluluğu bir nevi “şimdiki an” a indirger. Onun için mutluluk gelecekteki bir vaat değil, şuan alınan fiziksel ve duyusal hazların toplamıdır. Aristippos’a göre geçmiş gitmiş , gelecek ise belirsizdir; geriye kalan tek gerçek “an” dır. Bu , “carpe diem” biçiminde adeta sloganlaştırılan “anı yaşa” düşüncesiyle de paraleldir(tabi burada carpe diem felsefesine derinlemesine bakıldığında bu kadar yüzeysel olmayan , zaman ve varlık felsefelerine dem vuran önemli açınımların mevcut olduğunu da belirtmek gerekir.) Ömer Hayyam’ın ünlü rubailerinde de çok benzer ifadelere rastlayabiliyoruz: Beyhude geçmiş günleri yad etme/ Gelmemiş bir an için de feryat etme/ Dem bu demdir/ Dem bu demdir dem bu dem.
Epikür , mutluluğu Aristippos’tan farklı olarak şatafatlı hazlarda değil ruhun sarsılmaz bir dinginliğinde , acının yokluğunda arar. O şunu da belirtmiştir: “Hazzın amaç ve nihai hedef olduğunu söylediğimizde , bazılarının cehalet , önyargı , ya da kasıtlı olarak yanlış anladığı gibi , müsriflerin ya da şehvet düşkünlerinin hazlarını kastetmiyoruz. Hazdan kastımız , bedende acının ve ruhta sıkıntının olmamasıdır. Keyifli bir yaşamı sağlayan şey , ardı arkası kesilmeyen içki alemleri , cümbüşler , cinsel hazlar , balık ve lüks sofraların diğer lezzetleri değildir. Haz , her seçimin ve kaçınmanın nedenini araştıran ve ruhu ele geçiren en büyük çalkantıları kovmayı sağlayan aklıselim bir muhakemedir.” (Epikür , Letter to Menoeceus) Epikür , Aristippos’un kurup geliştirdiği hazcılığın devam ettiricisi olsa da yukarıdaki sözünden de anlayacağımız üzere , ondan ayrışmaktadır. Stoacılığın kurucusu kabul edilen Kıbrıslı Zenon , erdem dışında hiçbir şeyi değerli görmez ve tam bir mutluluğa erdemle ulaşılabileceği görüşündedir. O , insan mutluluğunun dış etkenler ve kaderle ilişkili olmayıp , bütün yaşananlara karşı kişinin gösterdiği tavırla ilgili olduğunu söylemiştir. Friedrich Nietzche’ye göre mutluluk akıl ile değil , içgüdülerle eşit görülmelidir. Bedenin karşısına akıl çıkarılmış ve beden içgüdülerinin erdemli bir yaşama engel olduğu düşünülmüştür. Bu da hiçliğe neden olmuştur.
Yukarıda bahsi geçen iki antik hedonist görüş , bugün psikolojide “hedonik adaptasyon” denilen kavramla modern bir zeminde buluşur. Yeni bir ev veya yüksek bir maaş Aristipposçu bir haz verir; ancak çok geçmeden bu yeni duruma alışır ve Epikür’ün uyardığı o tatminsizlik boşluğuna düşeriz. Bu , bitmek bilmeyen bir koşu bandı üzerinde nefes nefese kalmaya benzer. Kovalamaca bizi varış noktasından uzaklaştırır. Mutluluğu bir takıntı haline getirmek ironik biçimde onu bizden uzaklaştırır. Gerçek şu ki ; mutluluk aranarak bulunan bir nesne değil , değerlerimizle uyumlu bir yaşam sürerken filizlenen bir yan üründür. Taoculuktaki “kendiliğindenlik” ve “eylemsiz eylem” kavramlarında ifadesini bulan yöntemler bu durumun belki de en güzel açıklamalarıdır. Tabi eylemsiz eylemi yani “Wu wei” yi , tembellikle ve dünyadan elini eteğini çekmekle ilişkilendirmeden(yanlış anlamadan) ; doğallık , sadelik , zorlamasızlık , akışta olmak , esneklik , egosuzluk , verimlilik vb ilkelerle düşünmek gerekir. Cüneyd-i Bağdadi’ye sormuşlar: - Çare nedir efendim? Cevaben demiş ki: - Çare çareyi terk etmektir.






Benzer Haberler
DİLLERİNİ DOLAŞTIRDIK Kİ BİRBİRLERİNİ ANLAMASINLAR
MUTLULUĞU ARAMAK
Atilla Sezener: “Rahat bırakılmalı”
DOĞA DURUMU
Başkan Hatipoğlu: “Füzeler çiftçilerin üzerine yağıyor!”
ANNE HER ZAMAN BELLİDİR
Köpeklerin deri sağlığı ve tüy bakımı için doğal/vegan sabun üretildi.
Köpeklerin deri sağlığı ve tüy bakımı için doğal/vegan sabun üretildi.