CEVAPLAR SENDE SAKLI
“Daha ne yapalım? Son Kale’yi ele geçirenler seçilmişleri görevden alıyor, disipline veriyor, ihraç etmeye çalışıyor, daha kalıp da ne yapalım?” diye sorabilirsiniz.
Arif BALKANAY/Mimar
Soru 1
Atatürk’ün “iki büyük eserim,” dediği Cumhuriyetten ve CHP’den elimizde ne kaldı? Her ikisi de saray rejimi tarafından yok edildi ve elimizden alındı, öyle mi? Peki, Cumhuriyet elimizden gitti, yok edildi diye ülkeyi terk mi ediyoruz? Hayır! Ülkede kalarak; yeniden Cumhuriyeti kazanmak ve demokratikleştirmek için mücadele ediyoruz, değil mi? Bu amaca hizmet etsin diye milletvekili, belediye başkanı, belediye meclis üyesi, muhtar, il/ilçe başkanı seçilmek, seçildikten sonra da doğru işler yaparak başarılı olmak ve halkımıza güven vermek için çalışıyoruz, değil mi? Hepsinden önemlisi, Cumhurbaşkanı adayımızı seçtirmek ve parlamentoya da en az 360 milletvekili göndermek, peşinden Anayasayı değiştirerek Cumhuriyetimizi yeniden kazanmak ve demokratikleştirmek için birer sıra neferi olarak mücadele ediyoruz, değil mi? O halde soruyorum; yanlış mı yapıyoruz?
Soru 2
Saray rejiminin, butlan operasyonuyla “Son Kale” CHP’yi ele geçirdiğini kabul edelim. Onun gözünde CHP; Cumhuriyetin tabutuna son çiviyi çakabilmesi için yok edilmesi gereken son engel. Bu amaçla, Kale’yi içten fethetmesi onun için en az zahmetlisi ki öyle yaptı. Örneğin doğrudan CHP’yi kapatsa bu kadar hasar yaratamazdı. Buraya kadar tamam da can yakıcı soru şu; ele geçirilen Son Kale’yi terk ederek mi yeniden ele geçirirsin, yoksa içeride kalıp sonuna kadar direnişi örgütleyerek mi? O Son Kale; binalardan, kayyum paraşütüyle indirilen birkaç komutandan, koltuk ve makamlardan oluşan bir şey değil ki; koca bir çınar, bir ruh, bir tarih ve o tarihin beyinlerimize kazıdığı altı oklu amblem! O kaleyi terk edip yeni bir kaleye taşındığında, altı oklu bayrağı da taşımış olamayacaksın ki. Terk ettiğin kalenin atanmış komutanları, onları oraya atayanlar senin gidişinden memnun olabilirler. Ya Kale halkı! Hepsi de kaleyi terk etmeyeceğine göre, geride bıraktıkların kendilerini terk edilmiş hissetmeyecekler mi? O halde soruyorum; üyelikten istifa ederek doğru mu yapıyoruz?
Soru 3
“Daha ne yapalım? Son Kale’yi ele geçirenler seçilmişleri görevden alıyor, disipline veriyor, ihraç etmeye çalışıyor, daha kalıp da ne yapalım?” diye sorabilirsiniz. Tamam da bugüne kadar elinde güç ve yetkisi olanlar da aynısını yapmadı mı? Onlar da il/ilçe başkanlarını, kadın ve gençlik kollarını görevden almadı mı, birçoğunu disipline vermedi mi? O zaman görevden alınanlar istifa edip Son Kale’yi terk mi etti?
Soru 4
Belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ne yapacak? Bir kısmı istifa edip Yeni Parti’ye geçti, bir kısmı da CHP’de kaldı diyelim; belediye meclisinde çoğunluk kimin eline geçecek? Birbirine “hain, satılmış…” diye hakaret eden meclis üyeleri nasıl olacak da kararlarda birlikte hareket edecek? Bu durumdan, saray rejimi dışında kimsenin kârlı çıkamayacağını görmüyor musun?
Soru 5
CHP’yi terk ederek Yeni Parti’ye geçen tüm örgüt kadrolarıyla il/ilçe yönetimlerinin hızla oluşturulduğunu, istifa eden üyelerle birlikte de örgütlü kitle tabanının yaratıldığını, safların keskinleştiğini düşünelim. Birkaç ay içinde CHP, kalan üyelerle kongre/kurultay takvimini başlatmak zorunda; mahallelerden başlayarak delege seçimleri, ilçe ve il kongreleri derken seçilmiş yerel örgütlerin oluşturulduğunu, yeni kurultay tarihinin de ilan edildiğini düşünelim. Kemal Kılıçdaroğlu ve butlancı yöneticilerin aday olmadığı, yerine yeni isimlerden oluşan Genel Başkan, Parti meclisi ve MYK’nin kurultayda seçilerek göreve geldiğini düşünelim. O zaman ne olacak? “Sandık da sandık” diye kutsadığımız yöntemle gelen bu yeni yönetim kadrosu da mı “butlan” sayılacak? Son Kale, butlancıların elinden kurtarılmış olmayacak mı? Hepimiz istifa edince, butlancılara karşı direnecek delege, ilçe/il yöneticisi ve kurultay delegesi nasıl seçilecek, meydanı onlara teslim etmiş olmayacak mıyız? Zamanı gelince CHP’ye dönmek isteyen kadrolar ve üyeler nasıl geri gelecek? Daha da acısı, geri gelebilecek mi?
Soru 6
Görünen o ki; Saray rejimi baskın bir seçim kararı almazsa en erken Kasım 2027 tarihinde sandık gelecek. O zamana kadar Yeni Parti il/ilçe örgütlenmelerini, CHP de Kurultay sürecini tamamlamış olacak. Cumhurbaşkanlığı için %50+1 oy, Anayasayı değiştirmek için de 360 milletvekilliği şart olduğuna göre yeniden “seçim ittifakı” gündeme gelmeyecek mi? Yeni Parti’nin tek başına bu hedefe ulaşması mümkün mü? Şu anki tabloda mümkün olmadığına göre, Yeni Parti hangi partilerle ittifak arayışına gidecek? Bu partiler arasında CHP olmayacak mı? Olacaksa, bugün “hain” dediklerimizle yarın nasıl ittifak yapacağız, ortak bir Cumhurbaşkanı adayını, milletvekili adaylarını nasıl oluşturacağız, sandıklara birlikte nasıl sahip çıkacağız?
Soru 7
Bütün bu yaşadıklarımızın sadece sarayın işine yaradığını ne zaman göreceğiz? Cumhuriyeti ve Son Kale’yi yeniden kazanmak için parçalanıp bölünmenin değil, yan yana gelerek birleşik bir muhalefeti yaratmanın tek yol olduğunu ne zaman anlayacağız? Ne zaman, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya da hep beraber!” diyeceğiz?
Soru 8
En zor soruyu sona sakladım; sahi biz kendi mahallemizde didişip dururken, saray rejiminin altında inim inim inleyen milyonların derdini kim dert ediniyor? Evine kuru ekmek bile götüremeyen garibanın, ürününü tarlada bırakan çiftçinin, pazardan filesi boş dönen emeklinin, atanmayan öğretmenin, milyonlarca diplomalı işsizin, her gün öldürülme korkusuyla yaşayan kadınların, talan edilen koca bir ülkenin derdini kim dert ediniyor? Kim, ezilenlerin, sömürülenlerin, hor görülenlerin sesine ses veriyor? Kim, gencecik çocuklarımızı tarikatların elinden kurtarmak için çırpınıyor? Kim, kim halkımızın sorunlarını dert edinip çözüm için kolları sıvıyor? İşte bu soruların cevaplarında özne olamadığımız ve gereğini yapamadığımız sürece, aldığımız her kararın sarayın işine yaradığını ne zaman göreceğiz?
“Peki, sen neredesin?” diye soranlara; Cumhuriyetimizi yeniden kazanmak ve demokrasiyle buluşturmak için inatla mücadele edenlerin, bu amaçla yan yana gelmeye çalışan tüm demokrasi güçlerinin, bulundukları hiçbir mevziiyi terk etmeden yeni yeni mevziiler kazanmak için yol yürüyenlerin, halkımın ve ülkemin gerçek sorunlarını dert edinip çözüm için didinip duranların yanındayım. Sözün özü; kişisel ikbal peşinde koşmadan, kurtuluşumuzun yolunu hep beraber örmeye çalışan tüm demokratların yanındayım. Çünkü yan yana yürümeyi başarabildiğimizde hep beraber kazanacağımızı biliyorum. Sevgi ve saygılarımla, herkese kolaylıklar diliyorum. 24.07.2026






Benzer Haberler
CEVAPLAR SENDE SAKLI
Denizli butlan CHP: “Havlu attı”
Başkan Horzum: “Dramatik son!”
DENİZLİ CHP İL BAŞKNI: “Adil Demir”
Özgür Özel: “Umut çalan adam!”
Sevgili CHP’liler: “Kazık yemeyin!”
DSP İl Başkanı Hatipoğlu “Tüketmiyoruz tükeniyoruz”
Başkan Hatipoğlu: “kararını görüşmeler sonrası vereceğini” belirtti.