8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ: KISA TARİHİ
Şairin (N.H.) dediği gibi: O; benim kollarım, bacaklarım/Yavrum, anam, babam, kız kardeşim/Hayat arkadaşımdır.
Ayşe DELİOĞULLARI
Her yıl çevremde mart ayının ilk günlerinden itibaren “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden bahsedilirdi. O gün geldiğinde ise bir dizi etkinlikler düzenlenip, kutlamalar yapılırdı. Pek katılımda bulunmazdım. “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun” diyenlere ise teşekkür edip geçerdim. Zamanla merak etmeye başladım. Bir yıla tekabül eden koskoca 365 günün bir günü, neden biz kadınlara hediye edilmiş, neden bu lütufta bulunulmuş, bunu hak edecek ne yapmışız, neye borçluyuz gibi kafamda ısrarcı sorular vardı. Bu merak beni araştırma yapmaya sevk etti.
Arştırdım, sonuç dehşet !
21.yy.’dan bakıyorum 1800’lü yıllara.
O yıllarda, (18.Yüzyıl) Fransız düşünürü Jean Jacques Rousseau, insanın özgür doğduğunu yazıyor. Fakat yazılarında ( eşine karşı olan tavırları ve yazdıklarıyla) bu kuralın kadınları kapsamadığını belirtiyordu. Gene o yıllarda ABD‘de kölelere özgürlük verilmesinden bahsediliyor fakat kadınlar bunun dışında tutuluyordu. Kadınlar çoğunlukla koşulları en kötü işlerde çalıştırılıyorlardı. Kadınlara erkeklerden fazla iş veriliyor fakat erkeklerin aldığı ücretin yarısı kadar ücret ödeniyordu.
Kadınların oy kullanma hakları, boşanabilme hakları ve vasıflı meslek sahibi olabilme hakları yoktu. Kadınların göz önünde olmalarına örneğin konuşmacı olmalarına dahi bazı dar kesimlerce karşı çıkılıyordu. Kadınlar ötekileştirilerek ikinci sınıf insan olarak görülüyordu. Bunlara dönemde kadınlar; iş yaşamında cinsiyetçi ayrımcılığına karşı sessiz kalamayıp protestolar gerçekleştirmeye başlamışlar.
1857 yılında ABD ‘nin New York eyaletinde, 35 -40 bine yakın kadın dokuma işçisinin çalıştığı bir fabrikada yangın çıkmıştır. Fabrikada olası tehlikelere karşı zaten alınmış hiçbir önlem yoktur. Yangından kaçmak isteyen kadın işçilerden 146’sı fabrika önünde kurulan polis barikatlarını geçemeyip yanarak can vermiştir. Bu korkunç ve üzücü olay 18. yüzyılda, işçi kadınların daha iyi çalışma koşullarına sahip olmamaları sebebiyle yaşanmıştır.
Haksızlığa başkaldırmalarının bedelini yanarak canları ile ödemişlerdir.
Elleri öpülesi kadınlar.
Bu acı gün için, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı), 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edilir.
Bu üzücü olay ABD ‘nin New York eyaletinde “8 Mart Emekçi Kadınlar Günü” olarak tarihe geçmiştir.
1921 ‘de Moskova’da gerçekleştirilen III. Uluslar arası Kadınlar Konseyi tarafından “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edildi. Yanarak verdiğimiz canlarımızın karşılığında 365 günün bir gününü armağan bayram günü olarak hak etmişiz.
Bayağı bir meşakkatli olmuş kadınların kendilerine özel bir gün alabilmeleri.
Ülkemizde ise; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır.
“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapılmış. O yıl daha yaygın olarak kutlanarak ve sokağa taşınmış.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmamış.
1984′ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlamış.
Ne ilginçtir ki 18.yy.dan itibaren yaşanan bu olaylara İslam peygamberi Hz Muhammed çok öncesinde (6-7 y.y.) ışık tutmuştur. Kız çocuğunu diri diri toprağa gömen zihniyet İslamiyetin etkisiyle sonlandırılmıştır. “Cennet Anaların ayakları altındadır” diyen İslam peygamberi Hz Muhammed (s.a.v.) altıncı ve yedinci y.y.larda zaten bu hakları dile getirmiştir: İslâm'da, erkeklere tanınan temel hak ve hürriyetlerin, aynı derecede kadınlara da tanındığına, kadın olmanın, hak ve fiil ehliyetini daraltan bir sebep olmadığına, İslâm'ın ön gördüğü temel prensip ve hükümlere, genel ahlak kurallarına uyulmak kaydıyla, kadın - erkek herkesin, çalışma, ticaret yapma (peygamberin eşi tüccar) ve iş hayatına katılma hakkına sahip olduğuna, gerekli bilgi donanıma sahip, liyakatli kadınların her türlü yönetimde görev almasında dinî açıdan bir sakınca olmadığını belirtmiştir. Kadına hayatın her alanında söz hakkı verilmiştir. Peygamber Muhammed sık sık eşiyle istişare yapmıştır. Ev işlerinde dahi görev dağılımı (kendisi çalı çırpı toplama eşi yemeği yapma) yapılmıştır.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemini, ancak gene kadınlar ve kadına değer verenler anlar.
Kimdir kadın ?
Seni karnında dokuz ay besleyip taşıyan, dünyaya getiren Anandır kadın.
Sana ilk adımını atmayı, ilk kaşığını tutmayı, ilk kıyafetini giymeyi (vs.) öğreten bakıcındır, kadın.
Sana ahlak ve görgü kurallarını öğreten öğretmenindir, kadın.
Her gün kahvaltını koyan, yemeklerini pişiren ahcındır kadın.
Evini, avlunu, elbiseni vs. temizleyen temizlikçindir kadın.
Her çaresizliğinde derdini döktüğün, dertleştin arkadaşın, dostun, sırdaşındır kadın.
Seni dünyaya getiren Anan, Kız Kardeşin, Ablan , Teyzen , Halan , Nenen, Sevgilin, soyunu devam ettirebilmen için çocuğunu doğuran eşindir kadın.
Şairin (N.H.) dediği gibi:
O; benim kollarım, bacaklarım,
Yavrum, anam, babam, kız kardeşim,
Hayat arkadaşımdır.






Benzer Haberler
Avucunun içinde yüreği kanat çırpıyor
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ: KISA TARİHİ
Düşük emekli maaşı tercihtir!
ÇİFTÇİ NEDEN ÜRETEMİYOR?
Devrimci Emekli-Sen Pazarlarda: “Kavgamız büyük. Hak arayışı her yerde yapılır”
Başkan Hatipoğlu: “Pazarlar yılın ilk ayında çıldırdı”
Prof. Dr. Hatipoğlu: “Uyardı. PAÜ ile birliktelik katkı sağlamaz”
Başkan Polat: “Pijamalarımızı çıkarıp alana geliyoruz”