İrfan Osman Hatipoğlu
Seval Uysal Denizli’nin nitelikli ve işini iyi yapan gazetecisidir. Yazdığı haberler ve sosyal medyada bilgilendirme notları, kentsel duyarlılığımızı artırıyor. Bunlardan daha önemlisi, Denizli üçlemesi olarak adlandırdığı; Tekstilin Serüveni/Onların Hikayesi, Denizli’nin Kentleşme Süreci/Şehrin İzleri ve Denizli Sanayisinin Serüveni/ Öncülerin Yolu adlı kitap çalışmalarıdır.
Sayın Uysal Denizli üçlemesi çalışmalarıyla kenttin ekonomik, sosyal gelişim çizgisini tanıklık ediyor. Not düşüyor. Çoğumuz farkına varmasa da not almak/düşmek bir kenttin yaşam öyküsünde çok önemli.
Örneğin Antakyalı Libanius (M.Ö. 314–392) üşenmeden, Antakya ve dönemiyle ilgili 1.600’den fazla mektup yazmış. Bugün yazdığı mektuplar tarihi bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Antakya’nın gelişim/değişim öyküsünü ondan öğreniyoruz.
Sayın Uysal’ı, Libanius ol demiyorum. Denizli kent öyküsünde başlattığın yürüyüşündeki ayak izini büyüt diyorum. Bir öneri sunuyorum. Atilla Sezener ile “Nehir söyleşisi” türünde bir kitap çalışması yap.
Bu söyleşi neden önemli?
Atilla Sezener’i tanımam. Çalışmalarını uzun süredir yakından izliyorum. Denizli yakın tarihinin, 70 yıllık tanığı. Kentin önemli bir entelektüeli. Denizli’nin siyasal, sosyal, ekonomik ve kendi kişisel tarihi ile ilgili anlatacağı çok şeyi olduğunu düşünüyorum. Anlatacaklarını önemsiyorum. Halk arasında bir deyiş vardır, “Allah geçinden versin.” Anlatacaklarını anlatmadan giderse çok üzüleceğim.
Neden söyleşiyi Seval Uysal yapmalı?
Bu tür çalışmalarda paydaşını yakından tanımalı ve yapanda entelektüel birikimde gerekli. Sayın Uysal’da ikisi de var. Çok başarılı bir çalışma ortaya çıkaracağına inanıyorum. Israrla yineliyorum, hiçbir gerekçe üretmeden bu çalışmayı yapmalısın.
Sevgili Seval, doğayla inatlaşma, elini çabuk tut. Doğa sayın Sezener’i elimizden alırsa, birlikte üzülmek istemiyorum.